Siyonizm Nedir?

WwW.ForuMKahvesi.CoM PayLaşımın En Kaliteli Adresine HoşgeLdiniz..../Siyonizm Nedir? => Siyonizm Din Dışı Bir İdeolojidir   *Siyonizm, Kudüs’teki Siyon Tepesinin adından gelir. Yahudi halkının Filistin’e dönüp kendilerine

Gönderen Konu: Siyonizm Nedir?  (Okunma sayısı 36 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı bestem

  • Administratör
  • *
  • İleti: 3460
  • Rep + Puan +82/-0
  • Cinsiyet: Bayan
Siyonizm Nedir?
« : 01 Şubat 2012, 00:45:31 »
Siyonizm Din Dışı Bir İdeolojidir
 
*Siyonizm, Kudüs’teki Siyon Tepesinin adından gelir. Yahudi halkının Filistin’e dönüp kendilerine vaadedilmiş topraklar üzerinde büyük israil devleti kurma politikasıdır.Günümüzde yahudiliğin bir prensibi olarak bilinse de semavi dinlerin hiçbirinde (islam,hristiyanlık,yahudilik) şiddet ve katliama yer yoktur.Bu konu tevratın 6.maddesinde “Katletmeyeceksin” şeklinde açık ve net belirtilmesine rağmen,çeşitli  siyasi oyunlar neticesinde siyonizm,zamanla yahudi halkı tarafından benimsenerek/benimsetilerek dini bir kural haline gelmiştir.Oysa ki siyonizm,uzaktan yakından hiçbir dinin zihniyeti ile uyuşmamaktadır,siyasi bir ideolojiden başka birşey değildir.Bunun için tevrat ın aslı bozulmuştur,siyonizm le ilgili maddeler eklenerek dini literatürden çıkıp ulusculuk güdüsü işlenmiştir.Maalesef yahudi halkı artık bunu dini bir kanun gibi benimseyerek amaçları doğrultusunda engel tanımadan ilerlemektedirler..
 

Siyonizm 19.yy sonlarında Avusturyalı  gazeteci Theodor Herzl(1860-1904) tarafından ortaya atıldı. Hareketin önderliğini yapan Yahudilerin hiçbiri dindar değildi; hatta aralarında pek çok ateist de vardı. Ama ortaya atılmakla kalmadı, Yahudi camiası tarafından da kabul gördü. Siyonizm büyük devletlerin yönetici kadrolarında kendisine önemli destekler buldu.Herzl’in 1896 yılında yazdığı kitabı Der Judenstaat (Yahudi Devleti) ve 1897 yılında yazdığı, Die Welt(Dünya) gazetesi, 1897 yılında Basel’de toplanan 1.Dünya Siyonist kongresi’nde savunulan düşüncelerin kaynağı oldu. Herzl için Siyonizm’in babası desek, herhalde yanlış bir şey söylemiş olmayız.
 
Yahudiler MS. 71′de Romalılar tarafından yurtlarından çıkarıldılar. Ve bu yüzden Kudüs’e dönme hayaliyle yaşadılar. XIX.yy’daki “ulusların uyanışı” Yahudi ulusçuluğunun canlanması için elverişli koşullardan biriydi; 1881′den sonra, Rusya’daki Yahudi kırımının artması bunu hızlandırdı. Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışının ardından Siyonist hareket, ana hedefi olan Yahudileri Filistin’e yerleştirme projesini hızla hayata geçirdi. II. Dünya Savaşı sırasında Nazilerin soykırımına maruz kalan Yahudilerin de Siyonistler tarafından büyük kafileler halinde Filistin’e götürülmesi ile birlikte, Siyonistler hedeflerine bir adım daha yaklaşmış oldular.
 
Siyonizm’in gerçek amacı, dünyayı ele geçirmektir. Bu onlar için değiştirilmiş Tevrat’ın bir emridir.
 
Siyonistlerin İşgal Etmeyi Planladıkları Vaadedilmiş Topraklar
 


“O zaman Rab bütün milletleri önünden kovacak ve sizden büyük
 kuvvetli milletlerin mülkünü alacaksınız. Ayak tabanlarınızın bastığı her yer sizin olacak. Sınırınız çölden Lübnan’dan ırmaktan, Fırat ırmağından garp denizine kadar olacaktır. Önünüzde kimse duramayacak, Allah’ınız Rab size söylediği gibi dehşetinizi ve korkunuzu ayak basacağınız bütün diyar üzerine koyacaktır.”
 (Tevrat, Yasanın Tekrarı, 11/24)

“Orduların RABBi şöyle diyor.İşte, milletten millete bir bela çıkacak ve dünyanın uçlarından büyük kasırga kopacak. Ve o gün yerin bir ucundan yerin öteki ucuna kadar RABBİN öldürdüğü adamlar olacak, onlar için dövünmeyecekler, ve onlar toplanıp gömülmeyecek, toprağın yüzünde gübre olacaklar.”
 (Tevrat. Yeremya. 25/32,33)
“Orduların Rabbi şöyle diyor: Şimdi git, Ameleki vur, ve onların her şeylerini tamamen yok et, ve onları esirgeme, ve erkekten kadına, çocuktan emzikte olana, öküzden koyuna, deveden eşeğe kadar hepsini öldür.”
 (Tevrat. 1. Samuel 15/2-4)

“Allahın RABBİN miras olarak sana vermekte olduğu bu kavmların şehirlerinden nefes alan kimseyi sağ barıkmayacaksın.”
 (Tevrat. Tesniye 20/16)
***
 
Siyonizmin kurucusu Theodor Herzl, 1887 yılındaki bir konuşmasında “Kuzey sınırlarımız Kapadokya’daki dağlara kadar dayanır. Güneyde de Süveyş Kanalı’na. Sloganımız, David ve Solomon’un Filistin’i olacaktır.” demişti. Bu durumda Fırat nehrinin çıktığı Erzurum ve Kapadokya’nın merkezindeki Nevşehir sınır olmak üzere Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizle Akdeniz ve İç Anadolu Bölgelerimizin bir bölümü de Siyonistlerin nihai hedefleri arasında bulunuyor.
 
İsrail Devletinin kurucusu David Ben Gurion’da 1948 yılındaki bir konuşmasında “Filistin’in bugünkü haritası İngiliz manda yönetimi tarafından çizilmiştir. Yahudi halkının,gençlerimizin ve yetişkinlerimizin yerine getirmesi gereken bir iş daha vardır. Nil’den Fırat’a kadar.” demiştir.
 
Sultan Abdülhamid Han’dan Filistin topraklarını satın alma cüretinde bulunan yahudilere,siyonizm tehlikesini farkederek  “Ben bir karış dahi olsa toprak satmam, zira bu vatan bana değil, milletime aittir. Milletim bu vatanı kanlarıyla mahsuldar kılmışlardır.” diyerek karşı çıkmıştır..
 
Bugün Filistin’de uygulanan soykırımın,Irak’ın,Afganistan’ın işgalinin altında yatan nedenlerin başında siyonizm politikası gelmektedir..
 
Siyonizme Karşı Çıkan Dindar Yahudiler
 
Siyonizm, 19. yüzyılda ortaya çıktı. 19. yüzyıl Avrupası’nın iki belirgin karakteri, Siyonizmi de etkilemişti: Irkçılık ve sömürgecilik. Siyonizmin bir diğer belirgin özelliği ise, dönemin diğer ideolojileri gibi din-dışı bir ideoloji olmasıydı. Siyonizm’in fikri öncülüğünü yapan Yahudiler, dini inançları çok zayıf kimselerdi. Hatta çoğu ateistti. Yahudiliği bir inanç birliği olarak değil, bir ırkın ismi olarak kabul ediyorlardı. Yahudilerin Avrupalı milletlerden ayrı bir ırk olduğu, onlarla birlikte yaşamalarının mümkün olmadığı, mutlaka kendilerine has ayrı bir yurt edinmelerinin şart olduğu iddiasıyla ortaya çıktılar. Filistin’i seçmelerinin nedeni dini değil, tarihseldi.
Siyonizm, Ortadoğu’ya girdiği günden itibaren, bölgeye çatışma ve acı getirdi. İki dünya savaşı arasındaki dönemde, Siyonist terör örgütleri, Araplara ve İngilizlere karşı kanlı saldırılar düzenlediler. 1948′de İsrail’in kurulmasının ardından da, Siyonizmin yayılmacı stratejisi, Ortadoğu’yu kaosa sürükledi.
Bu zulmü gerçekleştiren Siyonizmin çıkış noktası, Yahudi dini değil, 19. yüzyıldan miras kalma ırkçı, sömürgeci ve Sosyal Darwinist ideolojiydi. İnsanlar arasında daimi bir çatışma olması gerektiğini savunan, “güçlüler kazanır, zayıflar yok olur” felsefesini empoze eden Sosyal Darwinizm, Alman milletini Nazizme sürüklediği gibi, Yahudileri de Siyonizme sürükledi.
Bugün Siyonizmi eleştiren pek çok dindar Yahudi aynı gerçeği vurgulamaktadır. Bu dindar Yahudilerin bir kısmı İsrail devletini meşru görüp tanımamaktadırlar bile. Dindar Yahudilerin önde gelen isimlerinden biri olan Haham Hirsch, “Siyonizm, Yahudi halkını milli bir antite (varlık) olarak tanımlamak ister… bu dinen bir sapmadır” der.
 
Siyonizme karşı çıkan dindar Yahudiler arasında Neturie Karta kuruluşu önde gelir. Bu dindar kuruluş İsrail’in “gayrı meşru” bir devlet olduğunu savunmaktadır. Neturei Karta’nın 18 Mayıs 1993 tarihli New York Times gazetesinde yayınlanan aşağıdaki ilanında, önemli görüşler aktarılmaktadır:
 
“NİÇİN ALLAH’IN EMRİNİ İHLAL EDİYORSUNUZ? BU BAŞARILI OLAMAYACAK”
 
Neturei Karta (1) ‘nın 18 Mayıs 1993 tarihli New York Times ‘da yer alan ilanı
 
Medyada barış ve barış konferansları üzerine birçok tartışma bulunmaktadır. Bunlar sürerken Tevrat görmemezlikten gelinemez çünkü Allah bize, O’nun tarafından Sina dağında verilen Tevrat’a göre muamele eder.
 
Tevrat ne söylemektedir?
 
Tevrat’a göre, Allah bize 3264 yıl önce Kutsal Toprağı vermeden evvel, şu şartları belirledi. Eğer Tevrat’a itaat edersek, kutsal topraklar bizimdir, yoksa kovuluruz. Vay halimize ki günah işledik ve kovulduk. Hem de çok güçlü olduğumuz ve peygamber Jeremiah’ın dediği gibi “Dünyanın bütün kralları ve halkları , hiçbir istilacının Kudüs’ün kapılarından geçebileceğine inanmadı” dediği bir zamanda. (Tevrat, Lamentations 4:12)… Günahlarımız yüzünden ülkemizden kovulduk.
 
Sadece tamamen pişman olursak ve sadece Allah, hiçbir insan çabası veya müdahalesi olmadan bizi sürgünden kurtarabilir. O zaman evrensel barış gerçekleşecektir.Bu, güç veya kudretle değil, sadece Rabbin Ruhu tarafından peygamber Eliyahu’nun ve gerçek Mesih’in gelmesiyle olacaktır. (Zecharie,Bölüm 4)
 
Siyonistler ise Yahudi inancını reddettiler ve Yahudi probleminin tedavisinin, güçlü orduya sahip güçlü bir devlet olduğunu açıkladılar. Mukaddes inancın ulusçuluk ile yapılan değiş-tokuşu, Yahudi halkının kutsal özünü yok etmektedir ve beraberinde sürekli savaş ve kan dökülmesi getirmiştir. Bunun sonucu, kurdukları devletin dünyanın en tehlikeli yeri olmasıdır.
 
Yahudilerin İhaneti
 
Siyonistler, Yahudilerin hayatlarını, kendilerinin devam eden çekişmelerine kurban etmişlerdir. Bağımsız bir devlet olma hedeflerini gerçekleştirmek için, Siyonistler Anti-semitizmi daima planlı olarak kışkırttılar. 2. Dünya Savaşı boyunca, Siyonistler, Yahudileri kurtarmak için para vermeye karşı çıktılar. Siyonist lider Yitzhak Greenbaum 18 Şubat 1943′te Tel-Aviv’de yaptığı bir konuşmasında, şöyle söylemiştir: “Birisi, Siyonist faaliyetleri ikinci derece öneme sahip olmaya iten bu dalgaya karşı gelmelidir.”. Ayrıca şunu da söylemiştir: “Filistin’deki bir inek, bütün Avrupalı Yahudilerden daha önemlidir.” Önem verdikleri şey Yahudileri kurtarmak değildi, aksine, daha çok Yahudi kanı dökülmesi, devletlerinin kurulması için olan taleplerini güçlendirecekti. Sloganları “Rak B’Dam” idi. (Sadece kanla ülkeye sahip olacağız.)
 
Hahamlar tehlikeye karşı uyardılar
 
Bütün büyük Yahudi bilgeleri, Siyonizm’in getirebileceği tehlikelere karşı uyardılar. Siyonizm’in üzerindeki aşırı mutluluk hali ve aslında ihtiyacı olmadığı halde gösteriş olarak elinde tuttuğu ordu, elçilikler, bayrak vs., Tevrat’a göre inancı denemek için “şeytanın işi”dir. Fakat Yahudilerin gerçek inancı değişmemiştir ve geçmişteki ve günümüzdeki “barış görüşmeleri” onu değiştiremez.
 
İnancımız odur ki, Siyonist devlet varolduğu sürece gerçek barış olamayacaktır, daha da kötüsü, Siyonist devlet ,Yahudi halkı için de en büyük felakettir. Allah, “kötülük yapanlar için barış yoktur” der. (Tevrat, Yeremya, 48 ve 57)
 
Üç yemin
 
Allah bizden “bir devletin tesis edilmesi için insan gücü kullanmamamızı, uluslara karşı isyan etmememizi, sadık vatandaşlar olarak kalmamızı, zamanından önce sürgünü terk etmememizi” istedi. Bütün uluslar tarafından toprak bize verilse bile, onu kabul etmemize izin yoktur.
 
Yeminlere itaat etmemek, ormanda avlanmış bir geyik ve bir antilobun hali gibi etinize tesir eder. (Talmud,Ksubos III kitabı).
Siyonistler gelene kadar, Yahudiler Filistinlilerle birlikte Filistin’de barış ve uyum içinde yaşadılar. Gerçek Yahudiler sadece Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nin günlük zulüm ve cinayetle işgaline karşı çıkmakla kalmamakta, aynı zamanda Filistin toprağının tamamının işgaline de karşı çıkmaktadırlar.
 
Tevrat’a göre, Filistin’in tamamı Filistinlilere geri verilmelidir ve işgal altındaki diğer bölgeler de kanuni sahiplerine de geri verilmelidir. TEVRAT’A GÖRE, YAHUDILER’IN KAN DÖKMEYE, BAŞKA BIR HALKA ZARAR VERMEYE, ONLARI AŞAĞILAMAYA VEYA ONLARI YÖNETMEYE IZINLERI YOKTUR.
 
Dünya bilsin ki, Yahudi olmak, kendini Tevrat’a adamayı ve Siyonist hurafeyi reddetmeyi ifade eder. Siyonist devletin içinde Yahudiler de dini baskı ve hoşgörüsüzlüğe maruz kalıyorlar. Yahudi dinini yıkmayı hedefleyen Siyonist plana paralel olarak, atalarımıza ait mezarlar yok edildi ve mukaddesata saygısızlık edildi.
 
Siyonistler dini kurallara itaat etmeyi savunsalar bile, kurulacak devlet yine de ateist bir devlet olacaktır. Siyonist politikacılar ve onlarla birlikte aynı yolda gidenler, Yahudi halkı adına konuşmuyorlar. İsrail ismi onlar tarafından çalınmıştır. Aslında, Yahudi geleneğine ve şeriatına karşı yapılan Siyonist komplo, Siyonizmi, bütün faaliyetlerini ve varlığını, Yahudi halkının en büyük düşmanı yapmaktadır.