İrlanda, Filistin ve Kıbrıs sorunlarında çeşitli benzerlikler vardır. Ancak, bu üç sorunun tamamen “aynı” olduğunu söylemek hatalıdır.
Üçünde de etnik ve dini farklılıklar temel kavga sebebi olmakla
birlikte, asıl kavga “toprak” kavgasıdır.
İrlandalı katolikler, 1600’lü yıllarda İngiliz ve İskoçyalı protestanların “getirilip” kendi topraklarına yerleştirilmelerini asla kabullenemedikleri için bu sorun azalsa dahi devam etmektedir.
Ve Filistinliler, 1947’den beri kendi topraklarını “çalan” İsraillileri asla kabullenemedikleri için bu kavga hala devam etmektedir.
Kıbrıs’ta da mesele, “toprak”tır… Burada, elbette “kışkırtıcı ve yok edici” olmak isteyip de “toprak ve çok can kaybeden” taraf söz konusudur ama sonuçta kavganın temelinde “toprak” yatmaktadır.
“Geçen zaman unutturur” inancının çok doğru olmadığı bugün İrlanda’da gayet açık bir şekilde görülebilmektedir.
Peki, ne yapmak lazım?
İrlanda’ya 400 yıl önce yerleştirilen protestan İngiliz ve İskoçları tek tek ayıklayıp, geri ülkelerine mi göndermek lazım? Mümkün değil…
Protestanlar yerleştirildiği için, yüz bin yüz bin göç eden katolikleri unutabilir miyiz?
Ki bunlardan 100 binlik bir grup, İspanya’ya gitmiş… Katolik oldukları için İspanyollar destek vermiş…
İspanya, 1600’lerde, 1700’lerde, İngilizlerin “İran”ıymış… Nasıl mı?
Şimdi, İsrail, İran’ı, Hizbullah’a yardımcı oluyor diye suçuyor ya… Aynen öyle…
Tabii o günlerde İspanya’nın da “etnik temizlik” işleri söz konusu. Onlar da kendi ülkelerindeki son müslümanları kovmakla uğraşıyormuş…
Tümünü, karşı kıyıya, yani Kuzey Afrika’daki Osmanlı topraklarına sürmüşler… Hıristiyanlığı seçenler hariç…
Neyse, ne İngilizlerin İrlanda’ya 400 senedir diktiği duvarlar;
ne de İsraillilerin Filistin topraklarına 63 yıldır diktikleri sorunu çözebilmiş.
Duvarlar, sorunları çözememiş anlayacağınız…
Duvarlar sorunları çözemediği gibi, toprak hırsı ve farklı olanı kabullenememek de kavgayı hep büyütmüş.
Kıbrıs sorunu, toprak sorunudur. Sadece toprak sorunu değil elbette ama temel budur.
“Eskiden bize aitti”yle de çözülmez. “Kanla aldık”la da…
Rumlar, toprak kaybetmeyi kabullenmezse Kıbrıs sorunu çözülmeyecek.
Türkler toprak vermezse de çözülmeyecek.
Müzakereler mi? Devam edecek tabii ki… Gazeteciler takip edecek. Muhalifler eleştirecek. Fotoğraflar çekilecek. Zaman zaman eşlerle birlikte yemekler yenilecek.
İrlanda’da da, Filistin’de de böyledir. Kıbrıs’ta da…
Çözümün uluslararası hukukla halledilmesini beklemek, uluslararası konferanslardan ya da güçlerden medet ummak bana gore de yanlis.
Orta yol bulmak mı?
Bizden daha eski olan İrlandalılar ne kadar buldu?
Filistin – İsrail neyi çözdü?
Orta yol yoktur…
İsrail, işgal ettiği Filistin topraklarından çekilir mi?
Biz, 1974’te “haklı olarak” ele geçirdiğimiz toprakları iade eder miyiz?
Yanıt gayet net: Hayır!
Parasını ödemek mümkün mü?
Bana mümkün değil gibi geliyor… Yani takas veya tazminatın kabulü mümkün değil gibi duruyor.
O zaman, neyi görüşüyor liderlerimiz?
Ve biz neyin umudunu bekliyoruz?
Kıbrıs’ta çözüm, iki taraftan birinin ciddi anlamda taviz sayılan bir tavır sergilemesidir.
Siz bunu mümkün görüyorsanız; buyurun… Geçici çözümler bulunabilir… Ama “düşmanlaştırılmış” toplumların,
kafalarına ve ülkelerine çekilmiş duvarlar var.
Bu duvarlarin yıkılması asla mumkun olamaz.
anliyacaginiz bana gore cozum hiç mümkün görünmüyor…
peki ne olacak? iste boyle sallanip duracagiz.