Ortadoğu her zaman tehlikeler içeren bir bölge. Ancak şimdi aynı zamanda üç büyük tehlike yaşanıyor. Suriye iç savaşa doğru gidiyor. Irak’ta Şii-Sünni mezhep gerilimi çatışmaya dönüşebilir. İran’la Batı arasında İran’ın nükleer programı konusundaki gerginlik süratle tırmanıyor. Bu ülkelerin üçü de Türkiye’nin komşuları. Bu sorunlardan teki bile bölgede ve dünyada olumsuz sonuçlar doğurabilir. Aynı zamanda üç tehlike yaşanması, durumun ciddiyetini ortaya koyuyor.
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye’nin giderek bir iç savaşa sürüklendiğini söyledi. Bunun önlenmesi konusunda Türkiye’nin lider rol üstlenmesi gerektiğinin altını çizdi.
Başbakan Erdoğan Irak konusunda da uyarıda bulundu. "Irak’ta mezhep temelli bir çatışma sürecinin başlatılmasını amaçlayan kanlı provokasyonların yapıldığını görüyoruz” dedi. Suriye ve Irak Türkiye’nin komşuları. Türkiye hükümetinin bu iki ülkedeki gelişmelerden kaygı duyması çok doğal. Elbette, Suriye ve Irak’ın iç savaşa sürüklenmesi sadece Türkiye’yi ilgilendirmez. Bölgedeki diğer ülkeleri ve Ortadoğu’da çıkarları olan büyük aktörleri de ilgilendirir. Ne yazık ki, Türkiye’nin diğer komşusu İran bağlantılı tehlikeler de artıyor. İran ve ABD, Hürmüz Boğazı’nda restleşiyorlar. Karşılıklı tehditler yapılıyor. Batı, İran’ın petrol ihracatını boğacak adımlar atıyor. Bölgede hava ısınıyor.
Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, salı günü bir konuşma yaptı. Esad’ın konuşması, ülkedeki krizi aşma konusunda umut yaratmıyor. Esad, her şeyi yabancı güçlere fatura ediyor. Arap Birliği’ni suçluyor. Konuşma, halkının kendine karşı niçin ayaklandığını anlamak istemeyen diğer diktatörlerin konuşmalarından farklı değildi.
Suriye’de muhalefet hızla silahlanıyor. Başbakan Erdoğan bu nedenle iç savaş tehlikesine işaret etti. Esad’ın konuşması, krizin derinleşerek devam edeceğinin habercisi. İç savaş tehlikesini ortadan kaldırarak, reform sürecinin yolunun açmak için ilgili tüm aktörlerin yoğun çaba harcamaları gerekecek.
Irak’ta Amerikan askerlerinin geri çekilmesi ile Şii-Sünni gerginliği had safhaya ulaştı. Olayların bu yönde gelişmesinde Başbakan Nuri El Maliki’nin payı büyük. Uzlaşma aramak yerine kendi hegemonyasını güçlendirme peşinde koşan Başbakan Maliki ateşle oynuyor.
Amerikan işgali sırasında büyük trajediler yaşayan, mezhep çatışmalarına sahne olan Irak’ın şimdi yaralarını sarması gerekiyordu. Maliki ise hesaplaşma peşinde. Başbakan Erdoğan, “Irak yönetimi çok büyük ve tarihi bir mesuliyetin altındadır” dedi. Buna katılmamak mümkün değil.
Irak’ta mezhepler arası mücadele uzun süreden beri devam ediyordu. Amerikan askerlerinin çekilmesi sonrasında bu mücadele süratle tehlikeli bir boyut aldı. Hem Suriye, hem de Irak’ta temel fay hatlarının mezhep farklılıkları olduğunu düşündüğümüz zaman, bu iki ülkedeki gelişmelerin bölgesel sonuçlarını tahmin edebiliriz.
İran’la ABD ve Batı arasında yaşanmakta olan gerilim, olası bölgesel ve global sonuçları açısında çok çok tehlikeli. ABD, nükleer programından taviz vermeyen İran üzerindeki baskıları artırıyor. Hedef İran’ın petrol ihracatını durdurarak, ülkede büyük ekonomik sorunlar yaratmak ve İran’ı taviz vermeye zorlamak.
Avrupa Birliği, 23 Ocak’ta büyük olasılıkla İran’a petrol ambargosu kararı alacak. ABD, petrol gelirlerini yönlendiren İran Merkez Bankası’nı hedef alıyor. Boğazının sıkıldığını gören İran rejimi, “Ben petrol ihraç edemezsem, sizin Körfez’den petrol sağlamanızı engellerim, petrol fiyatları patlar, ekonomik kriziniz daha da derinleşir” diyor.
İran, Hürmüz Boğazı’nı petrol trafiğine kapatma tehdidinde bulundu. Bölgede askeri tatbikatlar gerçekleştirdi. Füze denemeleri yaptı. İlk kez 1973’te petrol uluslararası ilişkilerde silah olarak kullanılmıştı. O zaman petrol ithal eden ülkeler için fatura çok ağır olmuştu. Şimdi, hem Batı, hem de İran, yeniden petrolü silah olarak kullanma süreci içinde. Bundan her iki taraf da zarar görecek. İran’la Batı arasında yaşanmakta olan süreci uluslararası ilişkilerde “chicken game” diye bilinen duruma benziyor. Bu oyunda iki araba sürücüsü arabalarını birbirine doğru süratle sürer. Ya sürücülerden biri son anda direksiyonu kırar ve oyunu kaybeder, (chicken, yani korkak olur) ya da arabalar çarpışır, iki sürücü de ölür. İran, Batı’ya direnme kararlılığında. Batı, İran’ı dize getirme kararlılığında. Felakete yol açacak bir “çarpışmayı” önlemek için hem Batı, hem de İran’la iyi ilişki içinde olan ülkelere büyük görev düşüyor. Türkiye ve Brezilya’nın böyle bir rol oynayabileceğine ben inanıyorum.