Hoşgörü ve özgürlüğün bittiği yerde...

WwW.ForuMKahvesi.CoM PayLaşımın En Kaliteli Adresine HoşgeLdiniz..../Hoşgörü ve özgürlüğün bittiği yerde... =>    Kabe, kapitalizmin ticari hırslarının ve Suudi hanedanlığının gösteriş merakının gölgesinde bırakılmak isteniyor.   Kabe’yi çevreleyen

Gönderen Konu: Hoşgörü ve özgürlüğün bittiği yerde...  (Okunma sayısı 76 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı bestem

  • Administratör
  • *
  • İleti: 3460
  • Rep + Puan +82/-0
  • Cinsiyet: Bayan
Hoşgörü ve özgürlüğün bittiği yerde...
« : 23 Ağustos 2011, 16:26:01 »
   Kabe, kapitalizmin ticari hırslarının ve Suudi hanedanlığının gösteriş merakının gölgesinde bırakılmak isteniyor.
 
Kabe’yi çevreleyen devasa oteller (dünyada bildiğiniz ünlü markaların tümü) “Kabe manzaralı odalar” satıyorlar.
 
Tabii ki bir odanın geceliği 1000 dolardan başlıyor 10 bin dolarlara kadar çıkıyor. Suudi Yönetimi şimdi de Kabe’nin bitişiğine devasa bir saat kulesi inşa etti.
 
“Londra’daki Big Ben’in kötü bir kopyası” .
 
Saatin yelkovanı ve akrebi bilmem kaç ton altından yapılmış, oradan okunacak ezan bilmem kaç kilometre uzaktan da duyulacakmış falan.
 
“Peygamber zamanında Kabe’ye gelenler bedava misafir edilirdi” bilgisiyle şimdiki durumu karşılaştırdığınızda aradaki inanılmaz farkı görebiliyorsunuz.
 
İlginçtir, Kabe dışındaki her şeyi değiştirip ve kendi geleneklerine göre düzenleyen Suudiler, Kabe’nin içine giremediler henüz.
 
Kabe’nin içinde kadınlarla erkekler birlikte ibadet edip birlikte namaza saf tutuyorlar fakat dışarıda kelimenin tam anlamıyla “kadının adı yok.”
 
Araba kullanmaları bile yasak.
 
Şimdilerde kadınların küçük çaplı başkaldırıları var ama henüz nafile.
 
 Abartılı mezarların İslam dinine uygun olmadığını biliyordum da Medine’de Cennet-ül Baki Mezarlığı’nı tv.de görünce doğrusu çok şaşırdım.
 
Hz Muhammed’in eşleri ve akrabalarının da dahil olduğu sahabelerle başlayan mezarlık neredeyse bin 380 yıldır kullanılıyor.
 
Mezar taşı var sadece o da son gömülenler için. Mezarlık dolunca baştan başlanıyor gömü işine ve üst üste gömülüyor cenazeler.
 
Bizdeki uygulama Osmanlı etkisidir. Biraz da Ortodoksların anıt mezarlarına özenme de var galiba.
 
Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da yapılan bir düzenlemede padişah üçüncü Selim’in mezarında urbalar bulmuşlar.
 
Padişahın sağlığında severek giydiği urbalarıymış bunlar.
 
Uzmanlar, “Osmanlı’da böyle bir gelenek vardı” diyorlar.
 
Türklerin bir önceki dini Şamanizm’den mi kaldı yoksa Ortodokslardan mı etkilendiler bilmiyorum.
 
Bildiğim ve gördüğüm coğrafyaya göre değiştiriliyor dini kurallar. Gelenekler ön plana çıkıyor ve gelenekler dine dönüşüyor.
 
Hz. Muhammed’e sormuşlar, “Müslüman kimdir?” diye.
 
“Kalbi iyilikle dolu ve iyilik yapandır” yanıtını vermiş.
 
Böylesi bir hoşgörü nasıl şiddete ve teröre dönüşebilir?
 
 
 Can Yücel’in mezarını parçaladılar.
 
Gazetelerde fotoğrafları görünce kötü oldum.
 
Can Yücel’in dini inancı var mıydı bilmiyorum. Bilinen odur ki Türkiye’nin yetiştirdiği en iyi şairlerden olduğudur.
 
İçki içmeyi severdi. Özellikle de şarabı.
 
Can Yücel’i sevenler, mezarını ziyaret edip şarap bırakmışlar mezara.
 
Tebessümle okudum haberi.
 


AK Partili belediye başkanı, Can Yücel’in mezarına şarap dökülmesine çok öfkelenmiş, sert açıklamalar yapmış.
 
Akşamı da darmadağın edilip kırılmış mezar taşları.
 
Hoşgörünün, tahammülün ve inançlara saygının-saygısızlığın ne olduğunu çok iyi gösteriyor bu olay.
 
Herkesin kendini özgürce yaşayacağı ve ifade edeceği bir Türkiye için daha çok yol alınması gerekir galiba.
 
Yoksa gelenin gidene dönüştüğü bir düzenin dünden ne farkı olur ki?