Baku den yapraklar

WwW.ForuMKahvesi.CoM PayLaşımın En Kaliteli Adresine HoşgeLdiniz..../Baku den yapraklar => Petrol başta olmak üzere zengin doğal kaynaklara sahip Abseron Yarımadası üzerinde yer alan Bakü, 20. yüzyılın başından beri petrolle içiçedir.

Gönderen Konu: Baku den yapraklar  (Okunma sayısı 105 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı bestem

  • Administratör
  • Kahraman Üye
  • *
  • İleti: 3192
  • Rep + Puan +82/-0
  • Cinsiyet: Bayan
Baku den yapraklar
« : 24 Ağustos 2010, 15:24:47 »

Petrol başta olmak üzere zengin doğal kaynaklara sahip Abseron Yarımadası üzerinde yer alan Bakü, 20. yüzyılın başından beri petrolle içiçedir. Yanılmıyorsam, dünya petrol ihtiyacının yüzde elli birini "Azeri nefti" karşılıyor. Ülke petrol ve doğal gaz başta olmak üzere sahip olduğu doğal kaynakları nedeniyle süratli bir büyüme göstermektedir. Kişi başına düşen milli gelir yaklaşık dört bin dolardır. IMF’nin tahminlerine göre bu miktar 2013’te on üç bin dolara çıkacakmış.
Şehrin, Sovyet yönetiminden önce, asrın başında yaşadığı zenginlik heybetli taş binaların şık mimarisinde yansır. Bu tarihi ve görkemli taş binalar Sovyetler Birliği döneminde devletleştirilmiş. Esas sahipleri yok olmuşlar zaman içerisinde. Şimdi Cumhuriyet döneminde, devlet bu binaları yeniden satışa çıkardığından, tarihi taş binalar petrol zengini insanların mülkiyetine geçmis.
Şimdilerde petrol zenginliği Bakü’deki gündelik yaşama fazlasıyla yansıyor. Şehrin bir kısmı eski, bir kısmı ise oldukça modern. Çok ciddi bir inşaat patlaması olduğunu hemen anlıyorsunuz.
Havaalanından otele gelişim sırasında etrafın ne kadar da kuru, yeşilden uzak olduğunu farketmemek mümkün değil. Bir de üzerindeki taş binaları görünce tıpkı sahra coğrafyası gibi. Toprak, tuz ve petrol atıkları nedeniyle kuru ve yeşilden muaf..
Bakü’de yolunuzu bulmak için Bakü’lüye muhtaçsınız!
Azerbaycan’da petrol ucuz olduğu için arabalar da çoktur. Rus üretimi soluk benizli Lada’lar çoğunlukta ama yepyeni Avrupa ve Japon arabaları da Bakü’de trafiktedir. Bakü suç işleme oranı açısından çok sakin bir şehir olmasına karşın sürücüler birbirlerine karşı çok saygılı değiller. Ziyaretimin ancak son gününde farkedebildim, Bakü’de bir yabancının şehirde yolunu bulması çok zor. Şehirde zorunlu trafik levhalarının dışında, yabancıya yol gösterecek hiçbir levha yok. İnanılmaz birşey ama müzeye, metroya, Belediye binasına, Parlamentoya nasıl gidildiğini, Bakü’lülere sormak zorundasınız.

Bakü görülesi bir şehir aslında. Meydanlarını ve devlet binalarının önünü süsleyen çok güzel heykeller var. Fuzuli, Gazali heykeli gibi.

Bakü’de 12. yüzyılda şehri korumak için çevrili duvarlar var. Bu duvarların içindeki eski yerleşim yeri "köhne veya içeri şeher" olarak isimlendirilir. Surlar içerisine girmek isteyen araçlar ücret ödemek durumundadır. İçeride 15. yüzyıldan kalma Şirvanşahlar Sarayı ve Kız Kulesi görmeye değer tarihi eserlerdir.

Kredi kartı kullanımı yaygın değil
Bakü’de ucuz olan yalnızca petrol değil tabii. Elektrik de ucuz. Bakü geceleri bu nedenle ışıl, ışıldır.

Bakü’de anne ve babamla gecelediğimiz üç akşamdan ilkini karnımızi doyuracak restorant aramakla geçirdik. Otelin restorantı kapalıydı. Resepsiyon görevlisi gece yalnız başına yürümek için şehrin güvenli olduğunu söyledi. Yürüdüğümuz geniş caddelerde kaldırımlar toz, toprak, savaş alanı gibiydi. Her yerde ya yeni bir inşaat veya bir tadilat vardı. Azeri para birimi monat alacak zamanımiz olmadığı için uzunca bir süre kredi kartımızi kullanabileceğimiz bir restorant aradik. Kredi kartı kullanımı yaygın olmadığı gibi, iş yerleri döviz bozmaya pek sıcak bakmadılar.
Azeri insanı
Azeri’ler dost insandırlar. Bakü’de kendinizi yalnız hissetmezsiniz, nereye giderseniz gidin, Türk olduğunuz anlaşılınca sevgi gösteriyorlar. İranlılar gibi Şii olmalarına rağmen Azeriler, Kıbrıslı Türkler gibi laikdirler. Sovyet döneminin etkisiyle kapanan pek çok cami Cumhuriyet döneminde yeniden faaliyete başlamış. Anladığım kadarıyla, Azerbaycan’da camiler çoğunlukla defn işleri için kullanılıyor.

Bakü’de kadınlarla ilgili bakanlık yok ama Azeri kadınını güçlendirmek için bir daire var. "Bakü’lü kadınlar" genellemesi çok doğru olmasa da modern Bakü’nün kadınlarının özgür ve güzel olduklarını belirtmem gerek.
Azeri Türkçesi’nin kendisi zaten Bakü’lülerle aranızda sıcacık bir bağ oluşmasına yardımcı olan, kanınızı kaynatan bir unsurdur.
Türkiye’li sahibi olan Mozart restorantın bahçesinde yemek yerken karşımdaki mağazanın tabelasında popstar Tarkan’ın resmi vardı.

Bakü’de caz bir gelenektir.
Baküdeki ikinci akşamımda, yemek sonrası caz bara gitmeye davet edildik. Caz bar çok katlı bir iş merkezinin "17. mertebe" sinde yer alıyordu. Bana şehirde üç tane caz bar olduğu söylendi. Hitler’in Almanya’sında "siyahların müziği", Ekim Devrimi sonrası Bolşeviklerin "kapitalistlerin müziği" deyip yasakladıkları cazın Bakü’de bir gelenek olduğunu öğrendim. 19. yüzyılın sonlarında cazın Amerika’dan diğer büyük şehirlere yayıldığı dönemde Bakü’deki restorantlardan caz sesleri yükseldiği söylenir.

Vagıf Mustafazade Azerbaycanın yetiştirdiği dünyaca takdir görmüş önemli bir piano cazcısıdır. Boynuz kulağı geçti misali Kızı Azize Mustafazade ise bugün artık dünyada ve Türkiye’de tanınmış, babasından farklı olarak sesini de kullanan bir caz sanatçısıdır. Günün sonunda, ünlü mağazaların yer aldığı Fıskıyeli Meydandaki müzik mağazasından aldığım nefis bir Vagıf Mustafazade mp3’ü ile evime dönmekten çok mutluyum.

Bakü’de bir göz doktoru olan arkadaşım devlet hastahanesinde çalıştığını ve aylık maaşının 120 euro olduğunu belirtti. Bunu duyunca gözlerim faltaşı gibi açıldı. Çünkü yaşam standardı 120 euro’dan fazlasının ipuçlarını veriyordu.
Arkadaşım bana hem Sovyet Döneminde, hem de Cumhuriyet döneminde Azerbaycan’da rüşvetin günlük yaşamın bir parçası olduğunu anlattı.Rüşvet vermeden yaşamanın imkansız olduğunu. "Maaşımı iş arkadaşlarıma hediye ediyorum, onlar da benim özel klinikte çalışmama göz yumuyorlar. Böylece orta düzeyde geçinmek için iki özel klinikte hekimlik yaparak ayda 4,000 euro kazanıyorum" dedi.
Temel eğitim ve sağlık devlet tarafından karşılanıyor görünse de, buralardan hizmet alabilmeniz dahi vereceğiniz rüşvete bağlı. Eğitim için oğlunuzun askerliğini bir yıl erteletmenizin rüşvet karşılığı 1000 euro. Otelden havaalanına giden yol boyunca Haydar Aliyev’in boy, boy posterleri vardı her yerde. Taksi şöförü burun kıvırarak "Eskiden Sovyet döneminde Lenin’in heykellerinden geçilmezdi. Şimdi de mentalite aynı...Haydar Aliyev’in posterleri her yerde.. Kendini Atatürk zanneder.." dedi. Taksiciye mesleğini sordum. "Aslında polis akademisini bitirdim. Polis olabilmem için on bin dolar rüşvet vermem gerek. Polis olursam üçyüz euro maaşım olacak. Hiç değmez .." dedi.
Hazar Gölünün kıyısında çaylarımızı yudumlarken ceviz macunuyla karşılaşmış olmam apayrı bir sürprizdi. Azerbaycan’da macun ağırlama, semaverden çıkan demli çayın yanında ve ana yemeğin arkasından gelen bir olmazsa olmazdır.
Bakü’nün adının geçtiği yerde Hazar Gölünde yetişen Mersin Balığı yumurtası "havyar"ı görürsünüz. Orada olduğum kısacık sürede, Bakü’ye özel olan, ancak karşılaşamadığım iki şey vardı: Biri havyar, öteki de rüzgar